30 Mart 2013 Cumartesi

singer...


Seen ne güzel bişeysin yaaa...Ne kadar bekledim sana sahip olabilmek için , şirin şey...Epeydir para biriktiriyordum...Sonra başka şeylere harcanıyordu...Sonunda , boş bir anımıza denk geldin ve kavuştuk birbirimize ....Allah izin verirse , ne güzel işler çıkarıcam senden...Şimdi , gelip gidip sarılıyorum sana , hatta birkaç kez öptüm bile...Evimizin en güzide köşesine koydum seni...Büyük aşk yaşıyoruz senle...




İlk olarak yatak odasının camında fon perde olarak duran şeyi söktüm...Perdeciden 5 metre ekstrafor aldım , eskisini söktüm , fonun pilelerini açtım ve yukardaki güzel şeyle yeni bir perde diktim...

Neden?...

Şöyle açıklayayım...Bizim yatak odasındaki pencere ne yazıkki biçok evin salon penceresinden büyük ve güneye bakıyor...Yani  sabahın bi körü güneş bi giriyo akşama kadar...Normalde bundan memnunum fakat Rana'yı bu ışık sabah çok erken uyandırıyo...Benim fon perde 5 metre oldu açınca , bütün camı kapladı ,renk de koyu olunca mubarek , karartma perdesi gibi...Mis gibin uyunuyo artık... :)

Dikiş aşamamız...Ekstraforu önce iğneledim , sonra alttan ve üstten diktim...Ütüledim...Korniş halkalarını taktım ve yerine astık...



Veeee , mutlu son...Sonucu görünce annem bile şaşırdı...Büyüksün singer....



29 Mart 2013 Cuma

Çatkapı....





İnsanın ,  biranda ,sıkıntılı bir anında , kapıda belirip sıkıntısını unutturan , bir fincan kahveyi , iki dilim pastayı ,güzel bir sohbeti , bir öğleden sonrasını paylaşabileceği dostlarının olması ne güzel...
Eksikliğini gösterme Yarabbi...
Bizleri yalnızlıkla sınama...
Senin sevdiğin ve razı olduğun , huyu ,ahlakı , dili , gönlü güzel kullarını , yanımızda , yakınımızda eyle , bizide onların dostluğuna nail eyle...





28 Mart 2013 Perşembe

Akşama ne pişirsem...


Dün akşam yemekte annemler bizdeydi...Epey düşündüm ne pişirsem...Aklıma buzluktakiler geldi...Yazın közlenip buzluğa atılan kırmızı biber ve patlıcanı buldum...Közleme çoban salatası yaptım...Haşlanmış tavuk vardı bide...Onun eti ve suyunu kullanıp kuru çiçek bamya  (-ki kendisine aşığımdır-) ile Konya'nın meşhur bamya çorbasını yaptım...Pek bi beğenildi...Pilavımda vardı aslında ama bamyanın üzerine pek rağbet görmedi...








notçuk : ben elimde haşlanmış tavuk olduğu için onu kullandım fakat kuşbaşı etle bamya daha güzel oluyor...

24 Mart 2013 Pazar

Akşam keyfi...


Yaşasın mısır...Allahım yok böyle bir lezzet ...kutu mısır teflona konur az tereyağ ve tuz ilave edilir...tereyağ eridikten sonra içine karabiber az soya sosu ve nar ekşisi ilave edilip iyice karıştırıldıktan sonra kaselere aktarılır ve afiyetle hüpletilir...





23 Mart 2013 Cumartesi

Cumartesi kahvaltısı...



Haftasonu kahvaltı keyfi...



krep :

-2 yumurta
-1 su bardağı süt
-1 su bardağı un
-az tuz...

karıştırılarak krep hazırlanır...az yağlı yavada pişirilir...kalpli kalıpla şekil verilerek kesilir...bu kalpli parçalara bal , reçel yada nutella sürülerek yenir...



Kalpler hazırlandıktan sonra , krepten geriye kalan parçalara , peynir - maydanoz yada sosis konularak ,dürüm yapılır...Afiyet olur...




22 Mart 2013 Cuma

zeraf moda...






Zeraf Moda'dan Çatı Katı Blog sakinlerine şık bir ferace hediye.. Kampanyaya katılmak için tıklayın şansınızı deneyin :)


Ne zamandır istediğim birşeydi ferace , çeşitli modellere bakıp kararsız kalmıştım zamanında...Nasip , bakalım kime çıkarsa hayırlı olsun ...

19 Mart 2013 Salı

imdaaat...

Perişanım günlük... :(

Rana'cım , kahvaltı sonrası , benim 3dk ( evet evet , yazıyla üç dakika) lık boşluğumdan istifade edip , kaplumbağalarımızın bulunduğu kovayı devirmiş...Yatak odası komple sular altında sevgili günlük...
Ranayı hemen banyoya sokup , 40 su yıkadım...Yatak odası , komodinler çamaşır suyuyla silindi...Halılar yıkamaya verildi...böhüüü...
Kaplumbağalar mı ? ...Zavallılar , korkudan pörtlemiş vaziyetteler...Bulduğumda , Rana ,sevinç çığlıkları eşliğinde büyük kaplumbağayı kemiriyordu...küçük olan , komodinin arkasına saklanmış , bi an varya onuda yedi zannettim...Ben dehşet içinde çığrınıyorum , Rana sevinç içinde ...Neyseki Yarabbim bizim gibi vahşiler için bu hayvancıklara bide kalın kabuk koymuş...


Şimdi herşey yolunda...yaşadığımız dehşet biraz yatıştı...Rana banyo sonrası uyudu...ve artık  kapluşlara yeni ve güvenli ! bir ev arıyoruz , 3 + 1...ilgilenenlere duyurulur...

Rana ile kahvaltı...

Sevgili günlük...  :)

Rana son zamanlarda kahvaltıya ciddi şekilde direniyor ve ben ne yapacağımı şaşırmış durumdayım...
Farklı tatlar denersem yada kahvaltılıkları farklı sunumlarda hazırlarsam, merakından biraz yiyor ....
Tabi sabah 8 'de bu tip aksiyonlar pek keyifli değil...Eskiden ne güzel yerdi...Şimdi herşeyle inatlaşıyor...
Hoşgeldin 2 yaş sendromu... da biraz erken diil mi yaaa?






14 Mart 2013 Perşembe

Butikbebe...

Butikbebe'nin kampanyasından aldığımız ciciler elimize ulaştı...Ara ara kampanyaları takip etmekte fayda var...Mesela , epeydir Gambino kampanyası bekliyodum...güzel ve çok uygun ürünler var...hediye için de çok mantıklı....


 Gambino pijama takımı 2-3 yaş:



Denim tayt : işte buna bayıldım bayıldım , kot görününlü tayt , o kadar tatlı ki , penye tunikle süper olur ,  bulsam kendimede alıcam...:)




frash'n soft kampanyası : Bunu bulduğum süper oldu,ne zamandır arıyodum , özellikler renkli gömlekler ve kollu bady lerde kol altı ter görünümünü önlüyo , süper süper , vazgeçilmezim oldu...Hem erkek hem bayan için...Kutuda 14 adet var , 7 çift ...



12 Mart 2013 Salı

Gece nöbeti...

Rana hanım  uyumaya hazırlanırken...



Kontesi uyutabilirsek kahve keyfi yapacaz...
Rana , uykusu zor olan bi bebekti ...aslında hala da öyle...yalnız bi fark var , artık ayakta yada kucakta sallanmadan da uykuya geçebiliyor...
Şöyleki : Önce , tontişin sütü veriliyor ,ardından banyo faslı başlıyor , el yüz yıkamalar , diş fırçalamalar falan neyse , az hasarla ,o fasılda atlatıldıktan sonra ,pijamalar giydiriliyor o günkü ruh durumlarına göre anne yada baba kişisinden birisi Rana ile birlikte yatıyor ve  ,karşılıklı kikirdeşmeler başlıyor , birbirini gıdıklamalar ,güreşmeler ,boğuşmalar falan bu iyice yoruluyor (tabi akşam dışarı çıkarmışsak Ranayı , iyice yorulmuşsa bu kudurma faslını atlıyoruz) neyse efenim , masal anlatmalar , şarkı , ninni söylemeler ,hikayeler uydurmalar ,arada saçlarını okşayıp ,sırtını tıpışlamalar falan derkeeen ,yarım saat -1 saat  sonrası bu uykuya dalıyooo...
Tabi bundan sonra şenlik başlıyo , artık kim uyutmuşsa ,bi zafer kazanmış komutan edaları , bi başı göğe ermeler ,  falan neyse , o derece zor uyuyor yani , bi saattir onu anlatmaya çalışıyorum...
ne diyoduk...evet sonrasında keyif çayları , kahveler , muhabbet ,artık dersmi çalışırsın , kitapmı okursun , pc ye film atıp izlermisin...insan napcanı şaşırıyo...
Adem Güneş'i tanıyanlar biliyorlardır...onun Anadolu Pedagojisi adında bir eğitim metodu var...Rana'ya onu uygulamaya çalışıyoruz...Sanki faydasınıda görüyor gibiyiz...Detaylar sonraki postlarda...

Anadolu Pedagojisi nedir?

http://www.ademgunes.com/sayfa/
https://tr-tr.facebook.com/AnadoluPedagojisi1


11 Mart 2013 Pazartesi

80'lerde çocuk olmak...







Büyüklerin şalvar model pantolonlar giydiği , erkeklerin saçlarının arkasını uzattığı , pileli pantolonların , kocaman boğazlı kazakların , iri düğmeli ve iri kemer tokalı eteklerin ,kabarık vatkanın , kalın kaş ve renkli plastik bileziklerin moda olduğu günler... 

Müzik dinlemek için , karışık kaset doldurulan ...
Radyodan ajans yada temsillerin dinlendiği...
Televizyonun siyah beyaz ve kumandasız olduğu yıllar...

80'lerde , şofben olmazdı evlerde...
Ailelerin Pazar günü banyo günüydü ve su banyo kazanında ısıtılırdı...
Gazoz cam şişeden içilir...5 liraya horoz şeker alınırdı ...Leblebi tozu olurdu bakkalda kaymaklı... 
Sahi bakkal vardı o zamanlar...

Siyah önlüğün üzerine , dantel yaka takılırdı...

Sokağa ayı oynatan amca gelirdi bazı günler...tüftüflerle kağıt üflenirdi sivri uçlu... şanslı olanların atari ve commodor 64'ü olurdu...tornet , ayak bileğine takılarak çevrilen top , şakşak ve telle sürülen arabalar en sevilen oyuncaklardı...

Ne kadar masumduk...

Televizyonun istiklal marşıyla kapandığı yıllardı...
Telefonlar 6 haneliydi ve herkezin evinde de olmazdı...
Jetonlu telefon kulübelerinin önünde kuyruk olduğu yıllardı...

Suların sık kesildiği...
Yağ ve şeker kuyruklarının olduğu...

Tipitip ve pembo sakızlarının tek ve didonun en sevilen çikolata olduğu yıllardı...

Müziği hala kulaklarımda olan ipekyolu belgeseli izlenir ,  türkiye çocuk dergisi okunurdu ,en sık...
Anket ve hatıra defterleri yazdırırdık neredeyse bütün okula...
Elektrikler sık kesilirdi ,  hemen duvardaki  gaz lambası  ateşlenir ve altında , loş ışıkta akşam çayları içilir ve tatlı bir muhabbet başlardı...
Babanne , dede , amca , yenge genelde akşamları bir arada olurdu...
Elektrik gelince , kardeşle lambayı kim söndürecek kavgası başlardı...
İkimizinde nefesi yetmeyince baba işi devralır , bizde yavaş yavaş , sobanın bulunduğu odaya kurulan yataklara yollanırdık...
Sabah , sıcacık yanmış sobanın yanında , annenin sobada kızarttığı mis gibi tereyağlı ekmek kokusuna uyanırdık...

Ve , 80 ler geçip giderdi...

Şairin dediği gibi :
Yenik düşüyor herşey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya...













bebeklerimiz...

Şifa ve Obur...Bu iki minik ,arkadaşlardan bizim eve transfer oldular...Etiketlememe gerek yok sanırım , obur hangisi , belli oluyor resimden... :)
Ne yazıkki ,  Rana ile tanıştılar geçen akşam , o yüzden bu kadar düşünceliler...

Kayahan'dan kapluşlara gelsin:

-Allahım neydi günahııımm...
-Ben nerde yanlış yaptııımmm...








 ÖNEMLİ NOT : Yaptığımız ufak araştırmalar sonucunda , bu minik kapluşların bakımının o kadarda basit olmadığını gördük...Pet shop' larda satıcılar tarafından söylenen , yemini verin , azda su koyun yaşar gider ,şeklindeki söylemlerin pekde gerçeği yansıtmadığını öğrendik...Uzaktan pek bi sevimli gelen bu yavrucuklar, aslında epey özel bakım istiyor ve o özen gösterilmezse çok çabuk hastalanıp,ölebiliyorlar , ki pet'çilerinde istediği bu...ömrü kısa hayvanlar ve fazla satış...ne yazık...
Hasıl-ı kelam , bu yavrulara bi akvaryum , ısıtıcı , uv lamba , su temizleme motoru , kaliteli yem ve dolayısıyla da finansal destek lazım...Çünkü belli yıldan sonra , hala hayatta kalmayı başaranlar , hatırı sayılır bi kütleye ulaşıyorlar ,alırken birkaç kere düşünmek lazım..
Kesinlikle evde ,eğlence amaçlı bakılmaması gereken hayvanlar bunlar , bakılacaksada uygun ortam sağlanmalı , oyuncak değiller , ...yazık...doğal ortamında olmaları lazım aslında ,  burda değil...

Satın alınmamalı ki , ticareti yapılmasın...

10 Mart 2013 Pazar

pratik fikirler

Evde giysi düzeninde en zorlandığım konulardan biride eşarplarımı buruşmadan ve kat izi olmadan nasıl saklayacağım noktasıdır...Çekmecede dürülü olduğunda , kat izi oluşur ve her kullanımda ütü ister , üst üste açık olarak koysam , en alttakini almak için hepsi dağılır , perdeye iğnelesem buda görüntü olarak hoş durmaz.v.s.. ,v.s....
bende nette ufak bir araştırma yaparken..,burada bahsedilen panoya asma yöntemini buldum...ne kadar mantıklı...başka güzel fikirlerde var fakat bana en uygunu bu oldu...
kapının arkasında yer ayarladım ,böylece ortalıktada görünmüyorlar , hemde uygun olanı hemen takıp çıkabiliyorum ...pratik...

etiketlerinden asınca ,iğne izi de olmuyor...
   



9 Mart 2013 Cumartesi

Misafir ağırlama...

Nice zamandır bana hoşgeldine gelmek isteyen komşularımızı nihayet dün ağırlayabildim...Rana ile yapabildiğimiz mamalarımız aşağıda..


Bizimki 12 saat uyumayarak ,  kendi rekorunu kırdığı için  ( çocuğum, misafir benim misafirim,işi olan benim,sana nooluyo , nedir bu marjinallik  , havan kime , yatıp uyusana)   ve bu süre boyunca kucakta ve kucaktan inincede paçalarıma yapışık olduğu için  , 2saat 15 dakika uyutmaya çalışıp ,sonucunda sadece yarım saat uyuduğu için annem geceyi bizde geçirerek ,benim kopan kayış,balata,civata,somun neyim varsa tamir etti....böylece sabah 6 dan 10'a kadar biraz uyuyabildim...


Hayır o pastel boyayı nereden buldun da , duvarları , dolap kalaklarını , vitrin camını , buzdolabını....(evet evet buzdolabını)......böhüüü.....6 da yattığımı söylemişmiydim.....

ne diyorduk?...evet mamalar...

-lokma...
-rus salatası...
-portakallı,havuçlu, revani...
-mercimekli köfte...
-bisküvili,irmikli,çilek jöleli pasta...
-yan komşumun getirdiği çıtır simitler...

pasta niye böyle tuhaf gözüküyo diyenler...yukarıyı tekrar okuyun lütfen...





                                      


5 Mart 2013 Salı

Akşama ne pişirsem...

Bugün kalan yemekleri temizledik,birer kişilik yemekler artmıştı...bende yanına patates kızartması, ve mercimekli köfte yaptım...bide arkasından çay..ohh miss..yalnız mercimekli köfte önceleri çorbaydı,yani dün çorba amacıyla pişirildi fakat miktar olarak koca bi tabura yetecek kadar olunca,baktım bugün kimse aynı çorbayı içmek istemiyo, zaten epeyde koyu olmuştu ,bende hemen onu mercimekli köfteye çeviriverdim...içine iki bardak kısırlık bulgur ekledim, 10 dk.demlenmeye bıraktım(mercimek sıcak iken)...bu aradada kuru soğanı yağda,bol yağda,yemeklik kavurdum,salça ekledim...(1 y.kaşığı domates salçası ve aynı oranda biber salçası),taze soğan ve maydanoz doğradım bolca...limon sıkıp,kimyon,kırmızıbiber,nar ekşisi v.s. ekleyip hepsini yoğurdum...

Mercimek çorbasında benim gibi elinizin ayarı yoksa,tavsiye ederim...

4 Mart 2013 Pazartesi

Annanemizden doğum günü hediyesi...




Annaneciğimizin gecikmeli doğumgünü hediyesi...
Bu gün ilk defa bununla dışarı çıktık,çok eğlendi Rana'cık,aynı şeyi kendim için söyleyemicim yalnız,kontrolü caddede oldukça zor oldu...yada ben yaşlandım...bilemiyorum...
Daha önceki günlerde evde oldukça işimize yaramış olup,bugünde markete kadar bize eşlik etti kendileri...
Birde müzikli kornası var ,evlere şenlik...Tören alayı şeklinde geçtik caddelerden...:)

3 Mart 2013 Pazar

Akşama ne pişirsem...


Bu pazar evdeydik...
Canımız, dedeciğimiz(babam) bugün misafirimizdi,gönül isterdiki konyada bıraktığı diğer canlarımızda (kardeşim,değerli eşi ve oğulcukları)yanımızda olsaydı ama ...gurbetlik işte...elden bişeyde gelmiyor, bizde dilden gelenleri,hayır dualarımızı yolluyoruz arkalarından...

Biraz neşeli,biraz buruk,konyadan haberler eşliğinde, yediğimiz mamalar...


-Fırında palamut
-Mercimek çorbası
-Mevsim salata
-Tahin pekmez




Fırında palamut :

palamutlar yıkanır,tuzlanır..tepsinin içi yağlanır,sırasıyla yuvarlak kesilmiş havuç,soğan,limon dilimleri yerleştirilir...üzerine balıklar konur ve fırına verilir...200derecede üzeri kızarana kadar,tahmini 15 dk.pişirilir...

2 Mart 2013 Cumartesi

Pratik olmak...


İnsan bir bebeği olunca herşeyde pratik olmak zorunda kalıyor...
Misal salata yapmak bile normal şartlarda çocuk oyuncağı iken,çocuklu hayatta bazen ana yemekten bile zor bir hale gelmektedir...Hal böyle oluncada ,sevgili Feyza'dan daha önce görüpte kulak arkası edilen pratik yöntemler,gün yüzü görmektedirler...
Misal efenim:
Pazardan alınan bilumum kıvırcıktı,dereotuydu,maydonozdu neyse bütün yeşillikler önce yıkanır ,sonra sirkeli suda bir miktar bekletilir,kurulanır ve altına ve üstüne peçete serilmiş kapalı kaplarda buzdolabına yerleştirilir...Bu şekilde 1 hafta, hatta daha fazla süre buzdolabında tazecik saklanır...İhtiyaç oldukçada,yıkama sterile işlemleri atlanmış olup,direk doğramak suretiyle tüketime sunulur...1,5 dakikada salata hazırdır...;)








Sözde cumartesi...

Bu ev hanımlığının bi tatili, ne biliyim, yıllık izni,raporu bişeysi yokmu yavv...her daim mesai,olmazki ama...7/24 ...prim istiyorum,zam istiyorum,bu ne iş allah allaah yaaaa....
Sözüm ona cumartesi...sözüm ona tatil...

Günlük mesai ,sabah saatlerinde, Rana hanımın açlık çığlıklarıyla başlar...
Allahtan, babası evdedir ve karnını doyurmasına yardım eder,annede bu arada bişeyler yer...
Yemek faslından sonra, küçük hanımın kişisel bakımı yapılır...
Mutfak almış başını gitmektedir,aynı bakım orayada yapılır...
Makinaya çamaşırlar atılır...
Odalar toplanır...
Makineden çıkan çamaşırlar serilir...
Rana uyutulur...
Yemek yapılır..
Rana uyanır,yemek yenir, oyun oynanır...
Pazar alışverişine çıkılır...pazardan gelenler yerleştirilir..
Rananın bakımı yapılır,oyun oynanır...
Kuruyan çamaşırlar toplanıp yerlerine yerleştirilir
Akşam olmuştur, tekrar yemek yenir ve yedirilir...
Mutfak tekrardan temizlenir...
Rana uyutulur...
Rana uyanır, su verilip tekrar uyutulur...
Rana uyanır, süt verilip tekrar uyutulur...
Rana uyanır, kaka yapmıştır, altı değiştirilip tekrardan uyutulur...
Anne kişisi artık,buhar çıkarmaya başlamıştır.
Saat gecenin 3'ü olmuştur,anne bunları yazmaktadır....
Yazaar, yazaaar, yaaazzzzz.....zzzzzz.....


Yarın yeni bir bültenler karşınızdayız efenim...Bizi izlemeye devam edin...


P.S:Anne kişisi, hayatından zerre şikayetçi olmayıp,Allah bu koşuşturmayı aratmasın demektedir...Zira  34     (evet otuzdört) yılın acısını çıkarmaktadır,ama buhran günleride yok değildir,sık sık yardıma ihtiyacı olmaktadır ve her türlü yardım teklifine açıktır...:))

1 Mart 2013 Cuma

Akşama ne pişirsem...

Rana'nın günlüğü olsun dedik ama hızla yemek günlüğü olma yolunda ilerliyoruz sanırım...
Bunu bugün pişirmedim ama resmini çekmişim,ekleyelim,akşama ne pişirsem diyen arkadaşlara fikir olsun...Epeydir pişirmemiştim bunu, banada fikir oldu şimdi :)





Resmin kalitesizliği sizi ylanıltmasın,tamamen benim beceriksizliğim,oysaki tadı nasıl güzel...

O gün menüde:
Ev yapımı erişte makarna üzarine istiridye mantarlı sos...
Turşu
Ayran


İstiridye mantarını keşfedeli diğer beyaz kültür mantarını yemez olduk...mükemmel bir tat gerçekten...Biz böyle seviyoruz,başka türlü denemedim hiç...benim gibi makarna sevmeyen bünyelere de böylece makarnayı yediriyo bu tarif...

 -istiridye mantarı yıkanır,kevgirde süzdürülüp istediğiniz büyüklükte doğranır..
-tavada tereyağ ve soğan ekürisiyle birlikte mantarlar suyunu salıp çekene kadar kavrulur
-sırasıyla yeşil biber ve domates eklenir,5 dk.daha kavrulur..
-ocağın altını kapatınca baharatlar eklenir(kırmızı ve karabiber,kimyon,kişniş,köri,kekik)
-isteğe bağlı olarak,haşlanmış makarnanın üzerinde yada sade olarak servis edilir...

of ki offf...salyalarımı toparlayarak postu bitiriyorum...:))